|
İstiklâl Harbi yıllarında toplanan son Osmanlı Mebuslar Meclisinin aldığı
kararlar, “Ahd-i Millî” ve “Mîsâk-ı Millî” adı altında altı maddeden meydana
gelir. Meclis 28 Ocak 1920’de toplandı. Osmanlı Sultanı Vahideddîn Han rahatsız
olduğundan, Meclisin açış konuşmasını İçişleri Bakanı Dâmâd Şerîf Paşa okudu.
“Felâh-ı Vatan” yâni vatanın kurtuluşu istendi. Mecliste, Erzurum Mebusu
Celâleddîn Ârif Beyin başkanlık ettiği Felâh-ı Vatan grubundaki
milletvekillerince Mîsâk-ı Millî hazırlandı. Erzurum ve Sivas kongrelerindeki
beyannâmeler kabul edildi. Millî Kurtuluş Programı hazırlandı ve millî
hudutlarımız tespit edilerek, hukuk ve siyâset anlayışı esaslarına göre ortaya
kondu.
Altı madde hâlinde yazılıp, oybirliği ve heyecanla kabul edilen Mîsâk-ı
Millînin girişinde şöyle deniliyordu: “Osmanlı Mebuslar Meclisi üyeleri,
yapılacak fedakârlığın en son mertebesine göre hazırlanan aşağıdaki esaslarla,
devletimizin istiklâlini ve milletimizin sulh ve sükûna kavuşabilmesi, bunlar
gerçekleşmeden Osmanlı saltanatı ve cemiyetinin varlığı ile devâmının
imkânsızlığını, hep birlikte kabul ve tasdik etmişlerdir.”
Mîsâk-ı Millînin altı maddesi şunlardır:
1. Arapça konuşan ancak, 30 Ekim 1918 Mondros Mütârekesine göre; düşman
işgali altında kalan bölge halkının durumu, bunların hür olarak verecekleri
oylara göre belirlenmelidir. Mütâreke çizgisinin içinde ve dışında kalan bu
yerlerin İslâm ve soyca bir olan Osmanlı çokluğunun oturduğu bölgelerin hepsi,
hüküm ve fiil bakımından, Anayurttan hiçbir sebeple ayrılmaz bir bütündür. (Bu
maddeye göre; Irak kuzeyindeki Musul-Süleymaniye-Erbil ve Kerkük bölgeleri
Türkleriyle Suriye kuzeyindeki Rakka-Halep-Antalya veİskenderun-Hatay
kesimlerindeki Türklerin Anayurttan koparılamayacağını belirtiyor, Kıbrıs Adası,
Devletler Hukûku bakımından Türkiye’ye âit olduğundan, 1914 sonunda
İngiltere’nin tek taraflı ilhakı, hükümsüz sayılıyordu.)
2. Halkın, ilk serbest kaldıkları sırada (Haziran 1918’de) verdikleri
oylarıyla Anayurda katılma kararını belirten Elviye-i Selâse (Üç Sancak: Kars;
Oltu, Olur ve Şenkaya dâhil Ardahan; Artvin ve Avara ile Çürüksu dâhil Batum)
için gerekirse yeniden serbestçe oylama yapılmasını kabul ederiz.
3. Batı Trakya’nın geleceği de oralarda oturanların serbestçe verecekleri
oylara göre belirlenmelidir.
4. İslâm Halîfeliğinin Osmanlı Saltanatının ve Hükûmetinin merkezi İstanbul
şehriyle, Marmara Denizinin (Boğazlarla birlikte) güvenliği korunmalıdır. Bu
şartlara uyularak, Akdeniz-Çanakkale ve Karadeniz-İstanbul Boğazlarının dünyâ
ticâretiyle ulaşımına açık tutulması için bizim de, ilgili devletlerle birlikte
vereceğimiz karar, geçerli sayılır.
5. Azınlıkların hakları, Îtilâf Devletleriyle hasımları ve bir takım
ortakları arasında kararlaştırılan anlaşma esaslarına göre (komşu ülkelerdeki
Müslümanların da bu haklardan istifâdeleri güveniyle) tarafımızdan
sağlanacaktır.
6. Millî ve iktisâdî gelişmemize imkân vermek ve daha çağdaş, muntazam idâre
ile işleri yürütmek için, her devlet gibi, bizim de gelişmemizi sağlamak üzere
tam bir serbestliğe ulaşmamız, hayat varlığımızın temelidir. Bu sebeple, siyâsî,
adlî, mâlî ve diğerleri gibi gelişmemize engel olan bağların karşısındayız.
Ortaya çıkacak devlet borçlarımızın ödeme şartları da, bu esaslara aykırı
olmayacaktır.
Türk Millî Mücâdelesinin ana programını, hem de Türkiye’nin millî ve etnik
hudutlarını belirten bu Mîsâk-ı Millî; 28 Ocak 1920 Çarşamba günü kabûl edilip,
17 Şubat 1920’de gazete ve ajanslar yoluyla bütün dünyâya îlân edildi.
Anadolu’da başlatılan Millî Mücâdelenin İstanbul’da Osmanlı Mebuslar Meclisince
kabulü, meselenin Devletler Hukûkunca sağlanmasını ortaya koyması bakımından
önemlidir. Osmanlı Devletinin varlığına ve istiklâline tahammül edemeyen işgalci
İtilâf Devletleri, Türk Kurtuluş Mücâdelesine karşı harekete geçti. 16 mart
1920’de İstanbul, İngilizler tarafından işgâl edildi. Anadolu, Trakya ve
Adalar’daki işgâl ve hareketler hızlandı. Buna tepki olarak da Türk Milleti,
bütün imkânlarını seferber ederek, başlatılan Millî Mücâdeleye katıldı.
[ Geri Dön |
Okunma: 2458İçeriği Yazdır | İçeriği Tavsiye Et ] |